| | Üretsiz Blog oluştur

sevgi adası

şiir

 

 

''İçimde sevgi adında bir fidan büyüyor
tohumunu eken sen, sulayan ben
kurumayacağını biliyorum,
hep yeşerecek, hep büyüyecek, büyüdükçe kökleşecek,
gün gelecek hiç kimse sökemeyecek;
alamayacak hiç kimse seni benden; ölüm bile
sen benim içimde büyüttüğüm sevgi çiçeğimsin...
sen benim bitanemsin; vazgeçemediğimsin;
canımsın; unutmak istemediğim aşkımsın
hayallerimi süsleyensin,
kaybetmekten korktuğum,
yalnızlığımı paylaştığımsın
sen hasretle beklediğimsin
sevdiğimsin sen benim,
umutlarımsın, yarınlarımsın
sevmeye değer üç beş kişiden birisin
dilediğimsin Allah´tan
ve dilerim ki Allah´tan;
hiçbir zaman üzülmeyesin,
dert tasa nedir bilmeyesin,
uğramasın sana kötülükler,
varmasın sana kötülüğe çıkan yollar
hep seni benden daha çok seven insanlar cıksın karşına
var olduğunu bilmek yeter bana

SEVGİLİ NE İSTERR????

  • Sevgili Ne İster ?

-Aşk şiiri yazın. -
- Ona ayak masajı yapın. -
- Yağmurda el ele yürüyün -
- Radyodan onun için şarkı isteyin. -
- Kahvaltıda kalp şekilli tostlar yapın. -
- Şehir içinde fayton gezintisine çıkın. -
- Gazetenin kişisel bölümüne aşk notları yazın. -
- Ruj ya da traş kremi ile aynaya "seni seviyorum" yazın. -
- Sık sık seni seviyorum ve sana ihtiyacım var demeyi unutmayın. -
- Çantasına, cüzdanına ya da yastığının altına küçük aşk notlar saklayın. -
- Kalp seklinde bir kitap ayıracı yapın ve okuduğu kitabin arasına koyun. -
- Sizin için yaptigi ve sizin siradan kabul ettiğiniz herşey için küçük teşekkür notları yazın. -
- Kirda yürüyüse çikip birbirinizin bas harflerini agaca kazıyın. -
- Banyo aynasindaki buhara "Senin için deliriyorum" yazın. -
- Sebepsiz yere bir buket çiçekle çikin karşısına. -
- Kocaman bir kurdele ile yataginizi paketleyin. -
- 18 yasinda gibi davranin hatta piercing yapın. -
- Bir sepet dolusu şirin hediyeler gönderin. -
- Gün boyunca her saat başı öpüşün. -
- Onun benzin deposunu doldurun. -
- Parkta piknik yapın. -
- Birlikte bir çiçek dikin. -
- Bir geceligine otelde kalın. -
- Dogumgünlerinizi birlikte kutlayın. -
- Karın üzerine melek resimleri çizin. -
- Eve kocaman bir balon buketi getirin. -
- Telesekreterine sevimli bir mesaj bırakın. -
- Üzerinde hiç düsünmeden, ani bir hediye alın. -
- Arabasını yıkayın ve konsoluna aşk notu bırakın. -
- Yılbası ağacı için ikinizin resmi olan bir süs hazırlayın. -
- Yer ya da mekan umursamadan ara sıra ona göz kırpın. -
- Geceyi yıldızları seyrederek geçirin ve birlikte dilek tutun. -
- En sevdiği kitabı ya da CD'yi sebepsiz yere ona hediye edin. -
- Bir gece dışarı çıktığinızda insanlara balayında olduğunuzu söyleyin. -
- Her "merhaba" ve "hosçakal" i kucaklayarak ya da öperek mühürleyin. -
- Takviminize sadece ikiniz için hafta ortası randevusunu düzenli olarak işleyin. -
- İş yerine şeker, yiyecek, resim ve aşk notları ile dolu bir moral paketi gönderin. -
- Evde mum isiginda romantik bir yemege giden yolu gül yapraklari ile donatın. -
- Onun kiyafetlerini yerden kaldirin ve ona bu konuda hiç birsey söylemeyin. -
- Ona bir ask mektubu yazın, sonra da onu yap boz parçalari gibi kesin. -
- Birlikte scrabble oynayin, kullanabildiginiz kadar ask kelimesi kullanın. -
- En sevdiginiz TV sovunu kaydedin ve geceyi konuşarak geçirin. -
- Bulasiklari birlikte yikayin, sonra birbirinizin ellerine krem sürün. -
- Gizli isaretler belirleyin ve kalabalik içindeyken bunları kullanın. -
- Penceresinin önünde durun ve romantik bir sarki söyleyin. -
- Sanki birbirinizi bir aydır görmüyormus gibi davranın. -
- Sadece "Seni düsünüyorum" demek için mail gönderin. -
- Özel birseyler yapmak için yazili davetiye gönderin. -
- Sehir disina dogru kisa bir araba gezintisine çıkın. -
- Ikinizin güzel bir resmini cüzdaniniza koyun. -
- En sevdiği sekeri montunun cebine saklayın. -
- Birlikte komik hayvan isimleri düşünün. -
- Onu isyerinden arayın ve randevu isteyin. -
- Beklenmedik bir anda onu kucaklayin. -
- Şömineyi yakın ve şeker pişirin. -
- Kahvaltisini yatağa götürün. -
- Çamaşırları birlikte yıkayın. -
- Birbirinize kitap okuyun. -
- Birbirinize şiir okuyun. -
- Elim sende oynayın. -
- Birbirinizin falını okuyun. -
- Beklenmedik iltifatlar yapın. -
- Açık hava sinemasına gidin. -
- Bir külah dondurmayı paylaşın. -
- Salonun ortasında piknik yapın. -
- İlk randevunuzu yeniden yasayın. -
- Ölümsüz aşkınızı telgraf ile açıklayın -
- Işıkları loslastırıp kanepede tv izleyin. -
- Fırtına çıktığında birbirinize sıkı sıkı sarılın -
- "Özür dilerim" deyip, öpüp barışan taraf olun -
- Okuduğu derginin içine aşk kartları saklayın. -
- Bir hayir kurumuna sevgiliniz adına bağış yapın. -
- İkinizin aptal bir fotoğrafını çekin ve çerçeveletin. -
- Bir oyun ya da maç bileti alarak ona sürpriz yapın. -
- Bir şişede, balonda ya da sandviçte aşk notu gönderin. -
- Boynuna kocaman bir öpücük kondurarak onu şaşırtın -
- Sevdiğini bildiğiniz bir çizgi film karakterini taklit edin. -
- Ona köpük banyosu hazırlayın, etrafına mumlar yakın. -
- İkiniz de yatağa girdikten sonra açık kalan ışığı söndürün. -
- Eski siyah beyaz filmlerden seyredip patlamış mısır yiyin. -
- Romantik bir yemek hazırlayın ve en iyi porselenlerinizde servis yapın. -
- Birbirinizde en çok sevdiğiniz 10 özelliğin listesini yapın. -
- Haftasonu en sevdiginiz romantik sahneleri canlandırın. -
- Ajandasındaki uzak tarihlere ikiniz için randevular yazın. -
- Birlikte kampa gidin ve sadece bir uyku tulumu alın. -
- Sevgilinizin ufak tefek gündelik ev işlerini yapın. -
- Romantik müzik CD' si koyun ve dans edin. -
- Sadece ikiniz için sürpriz parti düzenleyin -
- En sevdiği restorana rezervasyon yaptırın. -
- Onun adini vücudunuza dövme ile yazdırın. -
- İIkiniz için bir fotoğraf albümü hazırlayın. -
- Sevgilinize pofuduk oyuncaklar alın. -
- Gidilecek filmi seçmesine izin verin. -
- Sürpriz hafta sonu tatili hazırlayın. -
- Birbirinize masaj yapın. -
- Birlikte duş alın. -
- El ele tutuşun. -

AŞK YEMİNİ....

Aşk Yemini
  Bugün olduğu gibi yarın da, yarından sonra da, Ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine...Seni bir ömür seveceğime...Kelebeklerin renklerinin insanı büyülemesi gibi, yarınımda da hep sevginle yaşayacağıma... Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanımda göreceğine, en yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma... Sıkıntının sıkıntım; üzüntünün üzüntüm olacağına...Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime...Her üzgün anında tebessümün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma...Asla ve asla soğuktan ve yanlızlıktan üşümeyeceğine...Yanında olmadığım ve varlığıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma...Gözümün gözüne değdiği her an; sana yeniden aşık olup seni bir periye dönüştüreceğime...Yaşam boyu her sabah sana aşık olaraka uyanacağıma...Sen uyurken sana bakıp, Sen ve Ben için dualar edeceğime...Hasta olduğun zaman sana çorba yapacağıma...Seni asla üzmeyeceğime... Seni kızdırırsam. bunu bilmeden yapacağımdan h!
emen özür dileyeceğime...Beni tanıdığın gün, benden gördüğün neyse, ömrünce aynı beni göreceğine...Sevgimin asla değişmeyeceğine...Sevgimin asla azalmayacağına...Bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarına seni taşıyacağıma...Senin herşeyin önünde olduğun gerçeğinin asla değişmeyeceğine...Seni asla ihmal etmeyeceğime...Senin sadece 14 Şubat`ta değil, 365 tane Sevgililer Günü`nde 365 tane ismin olacağına...Sana yalan söylemeyeceğime...Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma...Elini usul usul, korka korka tuttuğum o ilk gündeki aynı heyecanı hep yaşayacağıma...Bir ömür senin elini bırakmayacağıma...Bir ömür Can`ım olarak kalacağına...Tüm balonları senin için gökyüzüne salacağıma... Tüm çiçeklerde seni göreceğime...Okyanuslarda seni dalga yapacağıma...Yıldızlara kement atacağıma...Gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma...Her satırda seni yazacağıma...Seni çizeceğime ve sana sesleneceğime...Hiç bir şeyin, hiçbirzaman senin ö!
nüne geçemeyeceğine...Her günün bir öncekinden daha güzel olacağına...Her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğine... Sana her zaman HAYATIM diyeceğime...
Seni sonzukluk kadar çok seveceğime...
Sen, ''SEN'' olduğun için seni seveceğime...
Seni ''Bir ömürden de öte'' seveceğime...
Seni Seviyorum diyeceğime...
SÖZ VERİRİRİM...

Kalk Ali!Kurtulduk.

Yeni tuttuğu hizmetçi kadına sordu:

- Dilin Anadoluluya benzemiyor. Rumelili misin sen?

- Serfliçe köylerindendim. Alnımın yazısı imiş, buralara düştüm, dedi kadın.

Gözleri eski şekerlenmiş şuruplar kadar donuk ve fersiz. Dibe çökmüş bir gam tortusu. Biraz inceleyince canı sıkıldı. Akşam akşam keyfini kaçırmasından korktu. İçinden ‘bir başkasını bulunca savarım’ diye düşündü. Hikayesini dinleyince bunu asla yapamadı.

Balkan Savaşı kopunca, sınıra yakın köyde, bir akşamüstü şu şayia yayılmış: Düşman geliyor! Gelen düşman, sadece can değil, ırz ve din düşmanıdır da. Müslüman erkeği süngüleyecek, kadını kirletecektir. Köy halkı, mal mülk neyi varsa bırakıp kaçmaya karar verir.

Dul Ayşe de hazırdır; bir atın üstündedir. Arkasında beş yaşındaki oğlu, belinden sımsıkı sarılmış, önünde üç yaşındaki kızı bir kuşakla dizlerinden eyere bağlı, kucağında daha bir yaşına basmamış yavrusu uykuda. Tepelerden aralıksız bir yağmur yağıyor, kış başlangıcı yağmuru. Herkes biliyor ki, bu sürerse ovayı su basacak, çaylar kabaracak, köprüler çökecek, yol iz kalmayacaktır. Sırılsıklam kafile, ıslak gece içinde ilerliyor. Öndeki ümit Türk ordusuna yetişmek, arkadaki korku düşman ordularına çiğnenmemek.

Ayşe, beline dolanan ufak kolların ara sıra gevşediğini duyuyor:

- Uyuma Ali, diyor, uyuma! Önündeki baş yer yer dikliğini kaybediyor:

- Uyuma Emine’m, uyuma! diyor. Sonra kucağında kıpırdamalar başlayınca:

- Uyu ciğerim, uyu Osman’ım, diyor. Yaşlı, romatizmalı at, ikide bir sürçüyor, toparlanıyor, sonra çamura gömülüyor, silkinip ilerlemeye çalışıyor. Yağmur dinmiyor, toprak iyice cıvık hale geliyor. Saplanıp bir yerde kalmaları ya da bir ırmağın akıntısında boğulmaları ihtimali büyüyor.

Atın ve kendisinin kudretsizliğini gören Ayşe, yavrularına sarılarak ölmeyi artık fena bulmamaktadır. Asıl dehşetli korkusu, üç canlı yükü ile yaya kalmaktır.

Nihayet bu oluyor. Çöken, yan üstü uzanan mecalsiz attan çabucak iniyorlar. Zira felaket kafilesinden kopmak, Ayşe için bundan da korkunçtur. Geride kaldığını anlayınca, üç çocuğu birden taşımanın mümkün olmadığını görüyor, ikisini kurtarmak için birini feda etmek lazımdır diye düşünüyor. Hangisini?

Yanında, elinden tutmuş, dizine kadar çamura bata çıka yürüyen Ali’nin minik elini bırakmak istemiyor. Boynuna dolanan mecalsiz elleri çözmeye de cesareti yok. Kucağındaki ıslak, hareketsiz, sessiz bohça ona cansız gibi görünüyor. Soğuktan, sudan, havasızlıktan ölmüştür. Ananın ümidi, yaşamadığını anlayarak kundağı en az çamurlu, en az batak yere bırakıvermek. O kıyamet içinde Osman’a eğiliyor, ses duymamak ümidiyle dinliyor. Ama yavrusunun ılık ılık ağladığını duyuyor, eyvah, diyor.

Bir enkazı andıran kafile bata çıka ilerlemekte, kimi karanlığın içinde çamura gömülmekte, kimi üstüne basılarak ezilmektedir.

Ayşe hâlâ yükünü atamamıştır. Soluk soluğa, buz gibi ter içindedir. Ayaklarını çamurdan çekecek kudreti erimekte, kolları karıncalanmaktadır. O kadar ki, sol kolunun açılıp yükünü kendiliğinden bıraktığını bile anlayamıyor. Şimdi göğsünün üzerinde Ali vardır. Sanki uzun bir hasretten sonra birbirine kavuşmuşlardır.

Bir yandan da yağmur ve çamur içindeki kaçış sürüyor. Böyle birkaç saat mi, birkaç dakika mı koşuyorlar ya da öyle sanıyorlar. Ayşe tükeniyor, arkada bıraktıkları at gibi yere uzanıvereceğini anlayarak, haykırmak, birini imdadına çağırmak istiyor. Yine koşuyor ve aniden bir hafiflik, bir canlılık duyuyor. Neden sonra anlıyor ki, boynundan sarılan zayıf, ufak kollar artık yoktur. Emine de dökülmüştür. "Çık sırtıma, sıkı sarıl sakın gevşeme Ali!" diyor.

Böylece kanının son ateşini yakarak, batıp çıkarak yuvarlanarak, ter ve gözyaşı yüzünü yıkayarak molasız yürüyor Ayşe. Ali’sini kurtarmış olmanın sevinci ile. Öbür felaketlere katlanıp ümitle yürüyor, kafileye yetişiyor, hatta onları geride bırakıyor. Seher vakti ay yıldızlı ıslak bir bayrak çekili küçük kasabaya varıyor. Yükünü bir cephane sandığının üstüne indiriyor.

- Kurtulduk Ali kalk! Kalk Ali! diyor.

Ali kımıldamıyor. Anne, saatlerdir bir ceset taşıdığını anlamıyor, anlamak istemiyor. Ali kalk kurtulduk diyor. Ayşe, gece yağan yağmur gibi dökülen gözyaşları içinde gülümsüyor.

Hizmetçi, donuk, fersiz, kuru gözlerini işaret ederek, "Bey" dedi "O günden beri ağlayamam. İstesem de gözlerimden yaş gelmez."

Son günlerde beni en çok etkileyen yazı, hayatının uzunca bir dönemini sürgünde geçiren Refik Halid Karay’ın (1888-1965) Gurbet Hikayeleri’nde anlattığı bu tabloydu. Gözyaşı içinde okurken, bir yandan da yaşadığı acıları ne kadar çabuk unutan bir millet olduğumuzu düşündüm. Halbuki, en azından iyi zamanlarımızda sahip olduklarımızın kıymetini bilmek için Ayşe Ana’ların hikayesini bilmemiz gerekmiyor mu? Bu hikayelerin beyazperdeye taşınması iyi olmaz mı? Belki de bu sayede hangi etnik, ideolojik kimliğe sahip olursak olalım birbirimizi daha iyi anlar, ülkemizi aşkla sevebiliriz.

an itibariyle…:S

an itibariyle hayal kurmaya bayilan kisiye ulasilamiyor
artik hayal kurmuyorum …baktim gordum yasadim ki bu kadar ancak tersi cikabilir hayallerin
beni kendi gozyasimda bogmadan vazgectim onlardan acimasiz olan onlardi ne de olsa ben sadece uzulen oldum bunca yil 2004 te baslayan hayallerim birer birer terk ettiler beni ardlarina dahi bakmadan ‘
sira bende ben terk eediyorum simdi gozumun onune gelsede her sarki misrasinda hayallerim artik acitmamasi icin icimi o sarki sedalarinin bunu yapmam gerek …
elveda hayaller
hosgeldin saf acimasiz gercekler…

puffff ne zormus ne zor….

gitme vakti

Ne vakte kadar mutluluğu iteceksin???? "yaşam ödenecek kısa süreli bir borçtur"

gitme vakti dendiği zaman kalışların en uzunu başlar içimizde..
Ne giden gitmiştir, ne de bizdeki yeri eskimiştir..
Zaman gitmek vakti için çalıyorsa
Gözyaşı iner sessizce,

bazen de büyüdüğünü zannedersin..büyümek neyse işte……zorlaşır gözünde herşey …her önüne cıkan fırsatı daha bi ince eler sık dokursun tabiri caizse…daha bi derine batarsın.. batmak denir heralde  en ii buna ..cunku bişiler için çırpınırsın,yapıp yapamıyacağını bile kestiremeden ya da ona bile wakit bulamadan…ööölece cırpınırken bii çıkış yolu die..bakarsın artık sesin daha boğuk cıkıor ,gözlerin daha az ısıgı secebiliyor karanlıklar içinden …daha derindesindir artık..kendinin bile ne olduğunu anlayamadan geliverdiğin o karanlık boğarken seni adım adım….bi ümit hala tasıyabilirsen içinde..o zamn kurtulursun belki… büyümek öldürür oysa bunu..büyüme o yuzden sen..hep bööle kal…zorlaşmasın herşey…sen ne kadr kolay dersen bil ki o denli küçülücek o karanlık,seni hapsedemeden…yapılacak o kadr cok sey war kii…bunlara bile wakit yok aslında…ama kısır bi döngü işte elden gelen fazla bişey de war mı belli diil  ..ya bu diyar ya bu diyar diyecek için..gitmeyi göze alamadığından belki de ..ya da gitsen bile içinde taşıyacakların değişmeyeceği,dönüp dolaşıp kendini kaybettiğini,yenileştiğini ! zannettiğinde bile aslında her zamnki "o" olduğunu anlıyacağın için …en iisi buna hic mi hiiç gerek yok….hayal kırıklığına …

hazan yaprakları cok uzak degil artık

Renk verir akşam güneşi,
Bir zeytin ağacının başucundan.
Çatlak dudaklarına nar çiçeği,
Yüreğime gül kurusu hüzün düşer
.

suda açan çiçekler

seni

     

 seviyordum

     o mavi gözlerini.

     seviyordum 

     o tatlı gülüşlerini.

     her şeyinle seviyordum seni.

     sen benim ilk aşkımdın,

     beni bir türlü anlamadın ,

     anlayamadın,

     okula giderdik el ele birlikte

     sevgi ile beraberce

     okul aşkımdın benim

     okul yolunda yoldaşım.

     ve bir gün

     çekip gittin aramızdan

     bir Melektin artık yoktun buralarda

     mavi günlerimiz olmuştu

     mutluluk dolu,

     mavi elbisenle

     koşardın bana doğru

     buralardan çok uzaklara

     gittiğin yerde  ilerde

     buluşacağız seninle

     ben seni oradada sevmeye

     devam edeceğim.

     senin o maviş gözlerini

     hep özleyeceğim.

     kavuşacağımız günü bekleyeceğim.

Pencerede

     Ben ki

     her gün pencereden baktığımda da

     hep onu düşünüyorum.

     Onu ne kadar sevdiğimi düşünüyorum.

     Ve onu sevdiğim müddetçe

    penceremimin önünde bekleyeceğim.!